Pasaklılığımla gurur duyarak yazdığım bir yazıdır kendisi. Kendimce bir düzenim var, o kadar da pasaklı değilim aslında. Anneme göre evde derlenecek çok şey var da vakit yok. Pasağım ve Tuğra'nın mutluluğu arasındaki ilişkiyi anlattım. Keyifle okumanız dileğiyle...
http://alternatifanne.com/pasakli-anne-mutlu-cocuk/
çocuklu hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklu hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Kasım 2013 Pazartesi
30 Ekim 2013 Çarşamba
Çocuklu ve Gezegen Aile
Genç kızken genetik olarak gezegen bir aileden gelmemden ötürü bende gezmenin sınırı yoktu. Eve girmemle ertesi günün programını yapardım. Evde bırak oturmayı, ders bile çalışamaz, ya kütüphanelerde ya cafelerde ders çalışırdım. Maksat süsleneyim dışarı çıkayım. E gezmenin sınırı olmayınca evde homurtular yükseliyordu. "Bir yüzünü görseydik", "Yeter kızım çok gezdin", "Evi de otel yaptın" vs. Annemle babam kendileri de çok gezmelerine rağmen dizlerinin dibinde oturayım isterlerdi. Neyse ki bir sene yurtdışına mastera gittim de azıcık özgür kaldım. Gecenin 10'unda Skypeda bizimkilerle konuşurken, babama nanik yapıp "e hadi ben çıkıyorum" diyebiliyordum. Allahım ne büyük haz :)
Derken işe girip bir avazda evlenince rahata ererim zannettim. E kocam da benden beter gezegen çıkınca, vurduk kendimizi yollara. Beyim değil mi? Nereye istersek gideriz. Oh valla süperdi. Süperdi de bizim kinder sürpriz yumurta planladığımızdan 2-3 sene kadar erken girdi hayatımıza. Gezegenliği doruklarda yaşayan bir çift olarak, hiiiç istifimizi bozmadık. Madem bir de ekürimiz var, e biz de onla gezeriz dedik. Biz ona uymadık, onu kendimize uydurduk. Yanlış anlaşılmasın, kendisini katiyetle mağdur etmedik. Zaten tahmin edeceğiniz üzere genetik olarak kendisi de gezegen çıktı. Beraber deretepe düz gittik.
ABD'de kaldığımız iki sene boyunca Tuğra ile NYC, Boston, Las Vegas, Los Angeles'ı görme imkanımız oldu. İlk olarak, yerinde duramayan bir miniği, araba ve uçak seyahatinde zapdetmek için ondan gizlice aldığım ve daha önce hiç görmediği minik oyuncakları kriz anlarında eline vererek oyalamak en önemli taktiğimdi.
Diğer yandan, çocukla gezerken, hele de herşeyi yiyemeyen bir çocuksa, en kritik noktalardan biri yemeğini ayarlamak. Benim için en zoru buydu. Elektrikli Türk kahvesi makinasını sabahları otelde Tuğra'ya yumurta haşlamak, yada yanımda getirdiğim çorbayı ısıtmak için kullanıyordum. Sabah otelden çıkıp akşama kadar dönmediğimiz şehir gezilerinde Tuğra'nın pusetini ise tam teçhizatlı mutfak olarak kullanıyordum. Bir adet soğutuculu çantayı köfte, pilav, meyve, salatalık, yoğurt gibi şeylerle doldurup, akşama kadar yediriyordum. Zaten evde kendi beslenme düzeninde yeterli beslendiğini sıklıkla kendime hatırlatarak geçici süre zarfındaki aksaklıkları önemsememeye çalışıyordum.
Diğer yandan, çocukla gezerken, hele de herşeyi yiyemeyen bir çocuksa, en kritik noktalardan biri yemeğini ayarlamak. Benim için en zoru buydu. Elektrikli Türk kahvesi makinasını sabahları otelde Tuğra'ya yumurta haşlamak, yada yanımda getirdiğim çorbayı ısıtmak için kullanıyordum. Sabah otelden çıkıp akşama kadar dönmediğimiz şehir gezilerinde Tuğra'nın pusetini ise tam teçhizatlı mutfak olarak kullanıyordum. Bir adet soğutuculu çantayı köfte, pilav, meyve, salatalık, yoğurt gibi şeylerle doldurup, akşama kadar yediriyordum. Zaten evde kendi beslenme düzeninde yeterli beslendiğini sıklıkla kendime hatırlatarak geçici süre zarfındaki aksaklıkları önemsememeye çalışıyordum.
Çocukla gezerken bir diğer önemli nokta ise, karı koca gittiğiniz cafede, restoranda vs rahat etmek istiyorsanız gitmeden önce çocuğun gazını almak. Biz genellikle gezimizin bir kısmını mutlaka Tuğra'yı eğlendirecek şeylere ayırıyoruz. Ya bulduğumuz parka götürüyoruz, ya oyuncakçıya sokuyoruz. Gezmeyi onun için de anlamlı kılıyoruz. Sonrasında enerjisini atmış ve tatmin olmuş çocuk da gittiğimiz yerde bize rahat veriyor. Bunun yanı sıra, restoranda oyalanması için havuç, salatalık, üzüm gibi şeyler taşıyıp, tam yemek geldiğinde vermek de çok işe yarayan bir diğer taktik.
Diğer yandan, biz sadece Tuğra ile değil Tuğrasız da bir hayli gezen bir çiftiz. Beynimizin bir bölümü zaten gezmeye odaklı olduğu için Tuğra'yı götüremeyeceğimiz şehiriçi- şehirdışı her yer için annelerden rezervasyon yaptırıyoruz. Tuğra da bu duruma o kadar alıştı ki. Hiç gönül koymuyor. Çünkü zaten öncesinde hem fazlasıyla vakit geçirip onu mutlu ediyoruz, hem de gittiğimiz zaman döneceğimizi biliyor.
İkinci bebeğimi beklediğim şu günlerde "durmak yok gezmeye devam" sloganıyla hayatıma devam ediyorum :)
26 Eylül 2013 Perşembe
Çocuklu bir annenin alışveriş rehberi
Oldum olası alışveriş
yapmayı, süslenip püslenmeyi seven bir şahsiyetim. Alışverişi seviyorum
dediysem memur bir ailenin çocuğu olduğum, sonunda da dönüp dolaşıp kendim de
memur olduğum için İstinye Park’ın VIP mağazalarından alışveriş yaptığım
zannedilmesin. Ben çocukluğumda öğrendim indirimleri kollamayı. Annemle Kızılaya
gider, binbir pazarlıkla bir şey alırdık. Sonra başka mağazada aynısını görünce
beni elimde poşetle kapıda bekletir, kendi girer sorardı fiyatını ucuza almış
mı diye. Eskiden ayıp olurdu, yan mağazanın poşeti ile diğer mağazaya
girilmezdi. Ankara’da pek pazar kültürü olmadığından, İstanbula her
gittiğimizde pazara atardık kendimizi. Dünyayı alırdık görmemiş gibi.
Şimdi anneme çok dua
ediyorum. İdmanlı yetiştirmiş beni. Zira çocuklu bir kadınsanız, e bütçeniz de
kısıtlı ise alışveriş yapmak sağlam matematik, fayda-maliyet hesabı,
optimizasyon kuramı vesaireye hakim olmayı gerektiriyor. Öyle girdiğiniz
mağazada ben bunu beğendim diyerek çat diye alamazsınız. Çocuğun kışlık
botuydu, gocuğuydu, spor ayakkabısıydı, okul çantasıydı, özel okul taksidiydi
derken size alışveriş yapmaya çok kısıtlı bir bütçe kalır.
İşte bu yüzden,
- Herşeyle uyan kıyafet
almak temel mottodur. Öyle fuşya elbise aldım, buna uygun ayakkabı, çanta, küpe
alayım gibi masraf çıkartıcı alışverişlerden kaçınılır.
- Çocuklu bir kadın kırmızı
pantolon alamaz. Onun yerine siyah alır, herşeyle giyer.
- Aynı şekilde kırmızı,
mor ayakkabı da alamaz. Ben gaza geldim aldım bir mor ayakkabı ne oldu, senede
bir bilemedin iki defa giyiyorum. Onun yerine alaydım bir siyah, lacivert
ayakkabı, çanta vs.
- Janjanlı marka
çantalara dünya para vermez, verse de pişman olur. Çünkü o çanta, içine emzik,
çocuğun su şişesi, dinazoru, bebeği gire çıka hallaç pamuğuna döner. 2 çantamı
böyle feda etmiş bulunmaktayım.
Bundan dolayı, hem seviyorum
hem sevmiyorum aslında internet alışverişini. Bazen bakıp iştahınızın kabarmasına
sebep olabiliyor. Ama bazen de kendinizi frenlemeniz açısından iyi olabiliyor.
Kimi zaman girdiğim mağazada denediğim pantolonu içimde biraz bile şüphe olsa,
o kadar denedim fena da olmadı diyip alabiliyorum. Ama internet alışverişinde
beğendiklerimi sepete atıp atıp, derin bir nefes alıp, saçmalama diyip siteyi
kapatabiliyorum. Bu dediğimi bir tek ben mi yapabiliyorum bilmiyorum J
Neyse ki, çoğu zaman Tuğra’ya
birşeyler aldığımı zaman kendime almış gibi seviniyorum. Şimdi minik kız
gelince de onu süsleyeceğim kendim yerine sanırım. Sağlıklı olalım da gerisi
boş..
18 Temmuz 2013 Perşembe
İkinci Çocuk Simulasyonu
Tuğra'nın kardeş isteğine karşı yoğun baskılara artık dayanamaz hale geldik. En son "Anne benim ne zaman kardeşim olacak?" "Anne ben Caillou'nun Rosie'sinden istiyorum" diye veryansın ettiğinde "Beklemen gerek Tuğracım. Beklersen belki annenin karnına bebek gelir" dedik. Derken aradan aylar geçti. Bir gün arabada giderken aniden alakasız bir şekilde "Anneee!!! Yeter ama ben çok bekledim. Ne zaman çıkıcak kardeşim." dedi ve ben koptum. Bir kardeşi olsun direk kucağına vericem "Buyur" diye. Neyse gariban yavrum hala beklemekte.
Bizim kafamızda ise bir yandan "Çocuk kardeş çok istiyor yapalım bari", "Ee ama ikisi birden özel okul vs nasıl okutucaz" "Bunların kavgası var gürültüsü var" vs gibi baloncuklar. Biz de düşüneduralım geçenlerde çok güzel bir simulasyona konu olduk. Bu sene tatilimizi radikal bir şekilde Akdeniz Ege sahillerinde değil, ABD'deki köyümüzde geçirmeye karar verdik. Orada yaşayan Türk arkadaşlarımızı ziyarete gittik.
17 Mart 2013 Pazar
Çocuktan sonra eşler arasındaki sevgi ve mutluluk algısı
Çocuk olduktan sonra evliliğin bambaşka bir boyut kazandığını söyleyip, yeni birşey keşfetmişcesine ahkam kesmek değil amacım. Sadece kendimce evlilikteki dengelerin nasıl değiştiğine, sevgi ve mutluluk algısının kazandığı boyuta parmak basmak istiyorum. Özetle,
- Çocuktan önce kocanız özel bir günde sinemaya gitmeyi teklif etseydi, o özel gün özellikten çıkıp kabusa dönebilirdi. Çocuktan sonra ise sinemaya gitmenin marjinal faydası romantik bir yemeğe gitmekle hemen hemen eş değer hale gelir ve sevgililer gününde koşa koşa sinemaya gider, akşam yemeği olarak da marine edilmiş et değil patlamış mısır yersiniz.
- Çocuktan önce ne kadar güzel olduğunu söyleyerek bir kadının ayaklarını yerden kesebilirsiniz, çocuktan sonra ise ne harika bir anne olduğunu söylemek ne kadar güzel olduğunu söylemekten çok daha etkileyici olur.
-Çocuktan önce haftasonu yatağa tepsi ile kahvaltı getiren erkek romantik gelirken, çocuktan sonra 'sen bu sabah uyu karıcım, çocuğun kahvaltısını ben yaptırırım' diyen erkek 'tütütü maaşallah' denen erkektir.
-Çocuktan önce doğum günü sürprizi yapıldığında mutlu olurken, çocuktan sonra anneler gününde sürpriz yapıldığında misli ile mutlu olunur.
-Çocuktan önce mutluluk karı koca dışarı çıkmak ise, çocuktan sonra kocanın akşam çocuğa bakmayı üstlenip karısının kızkıza dışarı çıkmasına imkan vermesidir. Ha çocuktan sonra karı koca dışarı çıkmanın mutluluk katsayısı çok daha artar o ayrı.
Bu tespitlerim çocuktan sonra erkeğin gözünde birey olarak kadının öneminin azalışı, anneliğinin ön plana çıkışını kabullenmek değil. Öyle olmaması gerektiğini de düşünüyorum. Bu noktada, kocanın karısına 'çocuğunun annesi' sıfatından ziyade sadece 'o' olduğu için kendini özel hissettirmesi zaten beklenen ve arzulanan bir durum. Ancak kabul edelim ki çocuktan sonra gündelik hayatta kadının annelik vasfı ağır basıyor. İşte tam da bu yüzden idealismi bir kenara bırakıp realiteye bakarsak kocanın kadının anne olarak işini kolaylaştırması, verdiği emeği takdir etmesi bir kadının kendini özel hissetmesi için çok önemli. Nacizane fikrim.
Bu tespitlerim çocuktan sonra erkeğin gözünde birey olarak kadının öneminin azalışı, anneliğinin ön plana çıkışını kabullenmek değil. Öyle olmaması gerektiğini de düşünüyorum. Bu noktada, kocanın karısına 'çocuğunun annesi' sıfatından ziyade sadece 'o' olduğu için kendini özel hissettirmesi zaten beklenen ve arzulanan bir durum. Ancak kabul edelim ki çocuktan sonra gündelik hayatta kadının annelik vasfı ağır basıyor. İşte tam da bu yüzden idealismi bir kenara bırakıp realiteye bakarsak kocanın kadının anne olarak işini kolaylaştırması, verdiği emeği takdir etmesi bir kadının kendini özel hissetmesi için çok önemli. Nacizane fikrim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
